• SERGED Derneği

1. SERİK’İN TARİHÇESİ

En son güncellendiği tarih: 30 Kas 2020

1.1 İLKÇAĞ’DA SERİK


Büyük İskender’in Batı Anadolu da başlayan seferleri karşılık görmeden Likya’ya kadar devam etti. Kentlerin yönetimini ele alan Büyük İskender Pamfilya’ ya kadar ulaştı. Antalya kenti daha kurulmadığı için İskender’in Pamfilya içinde ki ilk durağı Perge oldu. Daha sonra Side’ye yönelen İskender, tekrar batıya Sillyon’a yöneldiğinde burada beklemediği bir direnişle karşılaştı. İkinci saldırı için hazırlanırken Aspendos’tan hoş olmayan haberler alınca yönünü Aspondos’ a yöneltti. İskender, Aspendos’un alt mahallelerini ele geçirip Akropolis’ e ulaşınca Aspendos’ lular korkarak teslim olmayı kabul ettiler. Son Bergama Kralı II. Attolos İ.Ö. 133’te çocuksuz ölünce, Bergama Krallığı “vasiyet” yoluyla Roma’ya geçti. İ.Ö. 129’da Küçük Asya Eyaleti’nin kurulmasından sonra Pamfilya’ nın, bu eyaletin yönetimine katıldığı bilinmektedir. Serik’te ilk yerleşim yerleri, Sillyon ( Yanköy yakınlarında bulunan Koçhisar Tepesi’nde ) ve Aspendos (Belkıs)’ tur.


1.1 SELÇUKLULAR VE OSMANLILAR DÖNEMİ’NDE SERİK


Anadolu Selçuklu Devleti 1207 yılında Antalya’ yı, 1221 yılında Alanya’yı fethedince; doğal olarak iki şehir arasında kalan tarihi Sillyon Kenti Türklerine eline geçti. Türkler Buraya “Karahisar-ı Teke” adını vermiştir. Burada yaşayan Türkler genellikle hayvancılıkla geçiniyordu. Bölge 1393 yılında Osmanlı Sultanı Beyazid tarafından fethedilerek oğlu İsa Çelebi’ye sancak olarak verilmiştir. Serik, “Karahisar-ı Teke” adıyla 1393 yılında Teke Sancağına bağlı bir kaza olarak Anadolu Eyaletine bağlanmıştır. XVI. Yüzyıldan itibaren Karahisar nahiyesi ve Serik nahiyesi adıyla ikiye ayrılmıştır. Bugünkü Yanköy civarında bulunan ve halk dilinde “Asar” adıyla bilinen Sillyon, Karahisar nahiyesinin merkezi, Belkıs (Aspendos Tiyatrosu Çevresi) Serik nahiyesinin merkezi olmuştur. 19. Yüzyılda Karahisar-ı Teke kazası yerine Serik ismi kullanılmaya başlamıştır. 1849-1850 yıllarında yayınlanan Osmanlı salnamesinde bölge Karahisar-ı Teke, Beşkonak ve Serik adıyla 3 kazaya ayrılmıştır. 20. Yüzyılın başlarında Serik nahiyesi Kökez, Tekke ve Gebiz adıyla 3 yerleşim biriminden oluşmuştur. 21 Nisan 1914 tarihli bir karara göre Serik, Teke Mutasarrıflığına bağlanan Antalya kazasının bir nahiyesi olmuştur. Nahiye merkezi Kökez olarak belirlenip, nahiyeye 31 köy bağlanmıştır.



1.1 CUMHURİYET DÖNEMİ’NDE SERİK


Cumhuriyet’in ilk yıllarında da Serik nahiyesinin merkezi yine Kökez olmuştur. Köylerde 1937 hanede 7991 kişi yaşamakta iken aşiretlerde ise 1.306 hanede 5148 kişi yaşamaktaydı. 30 Mayıs 1926 tarih 877 no ile kabul edilen ve 26 Haziran 1926 tarihli ve 404 Resmi Ceride de yayınlanan “Teşkilat-ı Mülkiye Kanunu” nun ikinci maddesinde 4 numaralı cetvelle Serik kazası kurularak, Kökez, Belpınar ve Kürüş Mahellelerinden oluşmuştur. 1927 yılı kayıtlarını içeren Türkiye Cumhuriyeti Devleti salnamesinde, Serik kazasının Serik nahiyesi ve Gebiz nahiyesinden oluştuğu ve 97 köyünün bulunduğu kayıtlıdır. Bu nahiye ve köylerde 14.854 kişinin yaşadığı tespit edilmiştir. 1940 yılı kayıtlarına göre; Serik nahiyesinde 43, Gebiz nahiyesinde 18 olmak üzere 61 köyün kayıtlı olduğu görülmektedir.


1.1 ATATÜRK’ ÜN SERİK’E GELİŞİ


Tarihe ve eski eserlere son derece önem veren Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk, 9 Mart 1930 Pazar günü öğleye doğru Serik ilçesinin Büyük Belkıs Köyü’ndeki Aspendos Antik Tiyatrosu’ nu görmeye gitti. Serik ve Belkıs’ta toplanan halkın sevgi gösterileri eşliğinde Aspendos’a ulaşıldı. Tiyatro’nun önüne yörük çadırı kurulmuş ve her taraf bayraklarla donatılmıştı. Tiyatro, Antalya Müzesi Müdürü Süleyman Fikri Bey’in rehberliğinde gezildi. Atatürk, tiyatronun dünyadaki benzerleriyle karşılaştırmasını yaparken, sanat tarihi ve arkeoloji alanında sahip olduğu engin bilgilerini ortaya koyuyordu. Aspendos Tiyatrosu’nun derhal onarılarak ziyarete açılması için direktifler verdi. Dönüşte yol üzerinde bulunan Osman Ağa’nın narenciye bahçesini gezdi; bahçedeki çalışmaları yakından izledi ve bu çalışmalar, Atatürk tarafından takdirle karşılandı.


1.1 SERİK İSMİ NEREDEN GELİYOR?


Selçuklular, Antalya bölgesine geldiklerinde ilk olarak Silyon’ a yerleşmişler ve bu yerleşim yerine “Karahisar-ı Teke” adını vermişlerdir. Sillyon’un girişine bir mescit yaparak buraya Türk damgasını vurmuşlardır. Eski Osmanlı belgelerinde de bölgeye “Cemaat-ı Etrak-ı Serik” (Serik Türk Cemaati) ile “Kökez” adında bir grubun yerleştiği tespit edilmiştir. Kökez grubu, bugünkü Aspendos Harabeleri’ ne yerleşmiştir. Bugünkü Aspendos Kalesi çevresi, Osmanlı Belgelerinde “Surlu Serik”, Evliya Çelebi Seyahatnamesinde “Serik Pazarı” (Serek Pazarı), “Serik Dağı” isimleri şeklinde geçmektedir. XV. Yüzyılın ortalarına ait kayıtlarda “Körfez Yeri” ve “Surlu Körfe” gibi topluluk isimlerine rastlanılmakta ve bunların 79 hanesi 395 nüfusu olduğu göze çarpmaktadır. Bugünkü Boğazkent Mahallesi içerisinde bulunan Karadayı Mezarlığı ile Koca Mezarlıkta bulunan bazı mezar taşlarının XVII. Yüzyıla ait olması bölgenin ilk yerleşim yerinin Boğazak Köyü civarındaki “Antik Kirse Tepesi” civarının olabileceği kanaatini uyandırmaktadır. XIX. Yüzyılın sonlarında Rumeli’ den gelen göçmenler Kökez Çeşmesi çevresine 73 hane olarak yerleştirilmiş ve “Şevketiye Köyü” kurularak Serik’in ilk temeli atılmıştır. Yöre halkının “Şevketiye” ismini benimsememesi üzerine Cumhuriyetin ilk yıllarında 26 Haziran 1926 tarihinde “Kökez” ismiyle ilçe merkezi haline gelmiştir. Serik adıyla da kayıtlara geçmiştir.








1 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör